Cüneyt Hocam

Cüneyt Hocam

Çarşamba, 16 Kasım 2011 23:56

12. Gezegen

"ABD'li uzay bilimciler, yerkürenin yaklaşık 150 ışık yılı uzaklığında iki yeni geze­gen keşfettiklerini açıkladılar. San Francisco Üniversitesi'nden yapılan açıklamada, keşfedilen gezegenlerin, Gü­neş'e benzer iki yıldızın çevresindeki bir yörüngede Jüpiter büyüklüğünde oldukları belir­tildi.

Çarşamba, 16 Kasım 2011 23:55

Evrim değil, akıllı tasarım


Taha Akyol'un oğlu Mustafa Akyol, ABD'deki 'Akıllı Tasarım' hareketinin Türkiye sorumlusu. Bilimsel paradigmaları değiştirecek bu hareket yeryüzündeki karmaşık hayatın tesadüflerle değil, bilinçli bir tasarımla ortaya çıktığını savunuyor.


RÖPORTAJ: FATMA DURMUŞ Gazeteci Taha Akyol'un oğlu Mustafa Akyol, Darwinizm'in ve materyalizmin ayakta kalan son kalesi olduğunu ve çatırdadığını söylüyor. Akyol bu konuda sorularımıza cevapladı.


Siz evrim tartışmalarının neresindesiniz?


Bilimin materyalist dogmadan kurtarılmalı. 19. yüzyılın ortalarında dek, bilim adamlarının büyük bölümü doğayı incelediklerinde burada Yaratıcı'nın kanıtlarını görürlerdi. 19. yüzyılda ise bir zihinsel kayma oldu ve ateizmin dünya görüşü diyebileceği materyalist felsefe bilimlere empoze edildi. Marx bunu sosyal bilimlere, Darwin ise doğabilimlerine yaptı. Freud aynı işi psikolojide gerçekleştirdi. Nietzsche de çıktı "Tanrı öldü" dedi. Sandılar ki materyalizm bir gerçektir ve bilim de bunu doğrulamıştır. Ama günümüzde materyalizmin bu temel dayanakları çatırdıyor. Marx ve Freud zaten çoktan gözden düştü. Sıra Darwinim'de. Ve Darwinizm, birileri onu yıkmak istediği için değil, bilimsel kanıtlarla çeliştiği için kriz içinde.


ABD merkezli bir akım yani İnteligent Dizayn ( Akıllı Tasarım) Hareketi'nin içindesiniz. Bu hareketi anlatır mısınız? Niye Tanrı değil de Akıllı Tasarım?


Akıllı Tasarım, orijinal ismiyle Intelligent Design, 90'lı yıllarda ABD'de gelişmiş bir bilimsel teorinin ve onu savunan hareketin ismi. Bu teori "evrendeki ve canlılardaki hassas düzen ve karmaşık tasarım nasıl ortaya çıktı" sorusuyla ilgileniyor. 19. yüzyıl materyalist teorileri bu soruya "madde her şeyi kendi kendine yarattı" cevabını vermişlerdi. Akıllı Tasarım bu cevabın yanlış olduğunu söylüyor ve diyor ki "Hayır, burada o kadar karmaşık bir tasarım var ki, bunu ancak bir Akıl yapmış olabilir". Bu şuna benziyor: Bir mağaraya girdiğinizde etrafta toz toprak ve dağınık taşlar görürseniz, "Bunlar böyle zaman içinde kendi kendine şekillenmiş" diyebilirsiniz.


Ama mağaranın ortaya yerinde görkemli bir heykel bulursanız, anlarsınız ki bu doğal etkenlerin ve rastlantıların eseri değildir. Dizayn edilmiştir. Dizayn edeni hiçbir zaman görmeseniz de bilirsiniz bunu. İşte Akıllı Tasarım teorisini savunan bilim adamları diyor ki, canlılık böylesine bir şey. Rastlantının ürünü değil. Ben bir Müslümanım ve elbette canlıları yaratanın Allah olduğuna inanıyorum. Ama bunu ifade etmiş olmam, bir ateisti veya kuşkucu bir insanı ikna etmez. Onları ikna edecek olan, inanan veya inanmayan her insanın kabul ettiği ortak kriterlere dayalı kanıtlardır. Bilimin gösterdiği canlıların tasarlanmış olduğu. Bu tasarımcının kim olduğu sorusuna bilim bir cevap veremez, çünkü bu bilimin ulaşamadığı, madde-ötesi varlık alanıyla ilgili bir soru.


'Bilim ateizme dayanmamalı'


Akıllı Tasarım teorisi, yaratılış inancın bilimdeki yansımasıdır. Teorinin kurucu larından Prof. William Dembski de "Akıllı Tasarım bilimle teoloji arasında bir köprüdür" der. Ama bir nokta çok önemli; Akıllı Tasarım kanıtlara dayanıyor, inanca değil. Yeryüzünde hiçbir ilahi din olmasaydı da canlıları incelediğimizde "bunlar tasarlanmış olmalı" diyebilirdik. Türkiye'deki bazı yazarların, sözgelimi Sabah yazarı Emre Aköz beyin, "yaratılış bir inançtır" diyerek dizayn teorisini de göz ardı etmesi, sonra da Darwinizm'i tek bilimsel alternatif gibi göstermesi yanlış.


Radikal'de İsmet Berkan, gazetesinin sütunlarında 'yaratılış'ın yer alamayacağını söyledi. İddiası yaratılışın hiçbir bilimsel temeli olmadığıydı. Bu yaklaşımı nasıl buluyorsunuz?


Bir gazete yayın politikasını dilediği gibi belirleyebilir. Berkan "Bilim dine dayanmamalıdır" diyor ve bunu kabul etmeyen yazıları yayınlamayacağını söylüyor. Zaten Akıllı Tasarım teorisi de dine değil bilimsel kanıtlara dayanıyor. Burada belirtilmesi gereken tek nokta, "Bilim dine dayanmamalıdır" derken, "bilim ateizme de dayanmamalıdır" demek. Kanıtlar bizi nereye götürüyorsa o yöne gidelim.


Modern bilim materyalizmi çürütüyor mu, yoksa ateistlerin elindeki kozlar daha mı güçleniyor?


Modern bilim materyalist felsefenin pek çok dayanağını sarstı. İlk kez Belçikalı bir rahip ve fizikçi olan Lemaitre 1920'lerde çıkıp dedi ki, hayır, evrenin bir başlangıcı vardır. Başlangıç, yaratılış anlamına geliyor elbette. O zaman Lemaitre ile alay ettiler, dindar olduğu gibi böyle garip fikirleri var dediler. Ama çok kısa bir süre sonra Big Bang teorisi ile birlikte, tam da Lemaitre'in dediği şey kanıtlanmış oldu. Big Bang maddenin ve zamanın yokluktan ortaya çıktığını gösteriyor ki, bu materyalizme büyük bir darbe. 20. yüzyılın en önemli ateist kuramcılarından olan İngiliz Felsefeci Anthony Flew 90'lı yıllarda "Big Bang karşısında ateizmi savunmanın çok zor olduğunu kabul etmeliyim" demişti. Geçen yıl da artık ateizmden vazgeçtiğini, evrende bir Dizayn olduğunu kabul ettiğini açıkladı. Flew'un ateizmden dönmesi, sembolik değeri açısından Yekta Güngör Özden Bey'in Kemalizm'den dönmesi gibi bir şey.


Evrime inanan Allah'a da inanabilir


Allah insanı bir evrimsel süreç içinde yaratmış olamaz mı? Neden evrime inanan bir insan aynı zamanda Allah'a inanamaz mı?


İnanabilir. Sorun evrim kavramında değil, Darwinizm'de. Evrim çok müphem bir kavram ve farklı anlamlara gelebilir. Eğer bir insan "ben Allah'ın canlıları aşama aşama evrimleştirerek yarattıklarına inanıyorum" derse, benim teorik olarak buna bir itirazım yok. Darwinizm, bunu söylemiyor. Darwinizm, canlılığın kökeninin amaçsız doğa mekanizmaları olduğunda ısrar eder. Darwinizm'in günümüzdeki savunucuları da bu konuda çok ısrarlıdır. Dolayısıyla "evrimi kabul ediyorum" derken neyi kabul ettiğinize dikkat etmeniz lazım. Öte yandan fosil kayıtları pek de öyle bir evrim göstermiyor. Fosillere baktığımızda, temel canlı kategorilerinin hep aniden, kendilerine benzer ataları olmadan ortaya çıktıklarını görüyoruz. Dolayısıyla "yönlendirilmiş evrim"i kabul etmeyi gerektiren bir bilimsel tablo da görmüyorum.


Batı bilimi Darwin'e Gazali ile cevap verdi


"Akıllı tasarım teorisinin öncüleri Müslüman düşünürlerdir. İmam Gazali, balarısı, sinek gibi canlıların bedenlerindeki tasarımları uzun uzun anlatmış ve buradan yola çıkarak Allah'ın yaratma gücüne ve bilgisine dair yorumlar yapmıştır. Gazali'nin evrenin kökeni hakkında ileri sürdüğü Kelam yaklaşımı da, bugün ABD'deki bazı Dizayn teorisyenleri tarafından kullanılıyor. Teolog ve fizikçi olan William Lane Craig, örneğin, Gazali'nin evrenin yaratılışı hakkındaki argümanına sık sık "Kalaam Argument" diye atıfta bulunur ve bunun modern fizik tarafından kanıtlandığını ileri sürer.Kuran'da da zaten insanlara Allah'a inanmaları için önce doğaya bakmaları önerilir. Allah'ın varlığına yarattıklarını inceleyerek ulaşmak, tamamen Kurani bir düşünce yöntemi. Bilimin üzerindeki materyalist hegemonya, bu düşünce yöntemini bozuyor ve diyor ki, "Doğadan Allah'a delil getiremezsiniz, çünkü doğadaki her şey kendi kendine oluştu, evrimleşti." Bilimin de bunu ispatladığı kabul ediliyor; oysa ortada böyle bir ispat yok. Sadece materyalist bir önkabul var, o da kanıtlara uymuyor.Bunu ortaya çıkarmak ise çok önemli. Modern insan son iki yüzyıldır "akıl ve bilimin" dini yalanladığını zannediyor. Zannediyor ki aklın ve bilimin tanımladığı objektif gerçeklik ateisttir, dinin anlattıkları ise subjektif birer inançtır. Oysa bu tamamen yanlış. Yanlış olduğunu göstermek içinse, bilimi materyalist önkabullerden kurtarmak, yani objektif hale getirmek yeterli."


Fosiller Darwin'i yalanlıyor


Siz yaratılışı savunuyorsunuz. Ancak bunu kabul etmeyen birçok insan var. 7 milyon yıl önce meydana gelmiş bir yaratılış hadisesini nasıl insanlara kanıtlarsınız?


Canlılığın kökeni 7 milyon değil, 3.5 milyar yıla kadar gidiyor. Bilinen bütün hayvan kategorileri, Kambriyen devir denen bir dönemde aynı anda ortaya çıktılar. "Biyolojinin Big Bang'i" denen bu olgu, Darwinizm için büyük problemdir. Çünkü teori canlıların kademe kademe basitten gelişmişe doğru evrildiğini varsayar. Oysa 530 milyon yıl önceki Kambriyen devirde, canlılığın tüm temel vücut planlarının aynı anda ve aniden ortaya çıktıklarını görüyoruz.Bu kadar eski bir zamanda ne olduğunu nereden biliyoruz derseniz, cevap fosiller. Canlıların bu taşlaşmış kalıntıları, bize eski çağlardaki yaşamın fotoğrafını sunuyor. Ve bu fotoğrafta hiç de Darwinist bir evrim gözükmüyor. Aksine, farklı canlı grupları aniden ortaya çıkıyor ve hiç değişmeden yaşamayı sürdürüyorlar.


Çarşamba, 16 Kasım 2011 23:54

NEWSWEEK






BİLİMDE ALLAH'A DÖNÜŞÜN YANKILARI 1998 SENESİNDE DÜNYACA ÜNLÜ NEWSWEEK DERGİSİNE KAPAK KONUSU OLDU

Tüm bu gelişmelerle birlikte bilimadamları arasında Allah'a yöneliş, dünya medyası tarafından da ele alındı. Dünyanın en ünlü haber dergilerinden olan Newsweek dergisi, 1998 senesinin Temmuz ayında kapağına şu başlığı attı: "BİLİM ALLAH'I BULUYOR"

Günümüzün en tanınmış gök bilimcisi olan Dr. Allan Sandage, sonradan dini kabul eden bir bilim adamıdır. 1998 yılında "Bilim Allah'ı Buluyor" kapak konulu Newsweek dergisine verdiği bu röportajda Sandage, dini kabul etmesini şöyle açıklıyordu:

"Beni bu sonuca götüren, dünyanın bilimle anlaşılamayacak kadar karmaşık olmasıydı. Var oluşun sırrını anlayabilmem ancak imanla mümkün."

Aşağıda, aynı derginin içinde yer alan makaleden çarpıcı bölümler okuyabilirsiniz:

1977 Nobel ödüllü Texas Üniversitesi'nden fizikçi Steven Weinberg'ın şu sözü oldukça ünlüdür: "Kainatın sırları kozmoloji bilimiyle anlaşıldıkça, daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor." …Fizikçiler, uzayın, hayatın bir amaç için ve bilinçli olduğu konusunda belli işaretler fark etmişlerdi. Değişmeyen sayılar; yerçekimi kuvvetinin gücü, proton kütlesi ve elektronun elektriksel yükü gibi. Bunlar biraz farklı olsaydı, atomlar birarada durmaz, yıldızlar ışık saçmaz ve hayat görüntüsü olmazdı. "Doğa kanunlarının gördüğümüz kainatı oluşturmak için inanılmaz derecede ince bir ayarla ayarlanmış olması gerektiğini anladığınızda, bu durum, kainatın birden oluşmadığını, onun arkasında yatan birtakım bilinçli hareketlerin var olduğu fikrini doğurur." Bu sözün sahibi 1982'de Anglikan Kilisesi'nde rahip olmadan önce Cambridge Üniversitesi'nde nitelikli bir kariyer yapan John Polkinghorne'dur. Lazer prensiplerini keşfederek 1964 Nobel Fizik ödülünü paylaşan Charles Townes ise şöyle söylemektedir:


Charles Townes
"Pek çok kişi, evrenin kanunlarında bir akıl olduğunu hissetmektedir."

…Russel: "Kuantum mekanikleri bizlere özel bir ilahi müdahalenin olduğunu düşündürtüyor" demektedir. Pek çok bilim adamı mucize beklerken, Yaratıcı müdahalesini fizik kurallarıyla gösterir...

Tahran'daki Sharif Üniversitesinden fizikçi Mehdi Golshani, Kuran'ı okuyor, doğal fenomenin "Allah'ın kainata işaretleri" olduğuna inanıyor ve bunları neredeyse dini bir yükümlülük olarak inceliyor. Kuran insanlardan "gezip dolaşmalarını ve Allah'ın yarattıklarında nasıl tecelli ettiğini" görmelerini ister. Golshani'ye göre araştırma "dini bir konudur. Allah'ın yaratmasındaki pek çok gizemi içinde barındırır." Aynı konu Yahudiliğe de uzanır. Carl Feit bunu şöyle açıklar: "Bu kişiye göre, Allah sevgisinin tek yolu O'nun yaptıklarını anlayabilmektir. Bu da kainattır. Kainatın işleyişini bilmek dindar bir insan için merak konusudur çünkü bu Allah'ın yarattığı bir dünyadır". Kuşkusuz Feit düşüncesinde yalnız değildir. Geçen sene gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, Amerikan bilim adamlarının % 40'ı Allah inancına sahiptir. Bu kişiler, Allah'a sadece dünyadaki manevi bir güç olarak değil, dua edecekleri bir Yaratıcı olarak inanmaktadırlar."



Çarşamba, 16 Kasım 2011 23:42

NEW SCIENTIST

Dünyaca ünlü Newsweek dergisi 22 Nisan 2000 tarihli sayısında tam sayfa yayınlanan dünya haritasında yaratılış gerçeğine olan yönelişi vurgulamış ve Türkiye'ye geniş yer vermiştir.

Çarşamba, 16 Kasım 2011 23:36

İnanç Geni


Allah'a inanmak genetik...


Time Dergisi Amerikalı biyolog Dean Hamer'ın, "Tanrıya inanç genini buldum" açıklamasını kapak yaptı. Hamer, 6 yıl boyunca sürdürdüğü DNA çalışmalarının sonunda "VMAT2" geninin inanç kavramını yönlendirdiğini açıklayarak bu gene, " Tanrıya İnanç Geni" adını verdi. Açıklama tüm dünyada büyük tartışma başlattı.


ABD Ulusal Kanser Enstitüsü'nde görevli olan Hamer, 1998 yılında, insanın genetik yapısının inanç üzerindeki etkisini araştırmaya başladı. Hamer, ilk olarak, genetik yapıları aynı olan "tek yumurta ikizleri" üzerinde inceleme yaptı. Ardından genetik yapıları tam olarak örtüşmeyen, ancak "aynı ortamda büyüyen" kardeşlerin inançlarını karşılaştırdı.


Araştırmaya göre, kardeşler, aynı ortamda yetişseler de farklı inançlara sahip olabiliyordu. Ancak Hamer, genetik yapıları aynı olan tek yumurta ikizlerinin Allah inancının da neredeyse "aynı" olduğunu gördü. Bunun üzerine, genler ve inanç arasında bir bağ olduğu kanısına vararak, araştırmasını bu yönde derinleştirdi.


Hamer, daha sonra, insandaki 35 bin genden hangisinin "inancı etkilediğini" bulmaya çalıştı. Yıllar süren araştırmanın ardından, "monoamin" enzimlerinin salgılanmasını kontrol eden 9 gen üzerinde yoğunlaştı. Ve sonunda "İnanç Geni"ni bulduğunu açıkladı.. Hamer'e göre, monoamin enzimleri, insanın bilinç, algılama ve hafıza gibi duyularını yönlendiriyor.


Ancak, bilimadamının "İnanç Geni" adını verdiği gen, insanoğluna, asıl ayırt edici özelliği olan "kişisel ve evrensel farkındalık" yeteneği de kazandırıyor. Böylece insanın "evren, sonsuzluk, tanrı" gibi soyut kavramlar üzerinde düşünmesini sağlıyor.


Bu yüzden, aynı "genetik yapıya" sahip tek yumurta ikizlerinde enzimler, "aynı genin kontrolünde ve tümüyle aynı biçimde" salgılandığı için "inanç yapıları" da aynı oluyor.


BÜYÜK TARTIŞMA BAŞLATTI


Tanrıya İnanç Geni açıklaması, tüm dünyada büyük bir tartışma yarattı. Virginia Üniversitesi'nin psikiyatri uzmanı Lindon Eaves, "Tanrı kavramının beyinde şekillendiği doğru olabilir" açıklamasını yaptı. Eaves, " Peki neden bu kavram oluşuyor ona bakmak lazım? Yani neden beyinde "inanma" isteğini doğuran kimyasal aktiviteler yaşanıyor? Bence bunun cevabı yine Tanrı'nın gücünde yatıyor" diye konuştu.


Bazı bilimadamları genin bulunmasının "Tanrı'nın insan vücuduna nüfuz ettiğini ve gücünü gösterir" savunmasını yaptı. (Hürriyetim)


Çarşamba, 16 Kasım 2011 23:34

Bilgisayar Mühendisi Arkadaş

Bir profesörün mezun edeceği öğrencilerine verdiği son ders...

Bilgisayar Mühendisi Arkadaş,

İnşallah iyi bir donanımcı veya iyi bir programcı veya iyi bir networkçü veya iyi bir system administrator olacaksın..

Yanlız şu mühim meseleleri sakın aklından çıkarma:

Bu kâinatın öyle bir donanımcısı vardır ki, bütün mevcudâtı ve içinde yer yüzünü create etmiş, güneşi bir power source, ayı bir system clock yapmış.


Sitemize e-mail ile gelen bir soru:Allah'ın her şeye gücü yetiyorsa, kendi kendisini yok edebilir mi? Eğer edemezse bu O'nun herşeye gücünün yetmeyeceğini göstermez mi? Eğer edebilirse bu O'nun sonlu olacağını göstermez mi?

 


Evrenin sonsuzdan beri var olduğu görüşünü öne süren Immanuel Kant (üstte), materyalistlerin şiddetle savundukları bir iddia ortaya atmış oldu.
20. yüzyıl biliminin ateizme vurduğu ilk büyük darbe, kozmoloji alanında oldu. 'Sonsuzdan beri var olan evren' inancı yıkıldı ve evrenin bir başlangıcı olduğu, bir başka ifadeyle yoktan yaratıldığı bilimsel delillerle ortaya çıktı.

 

Yüzyıllar önce Semerkant, Bağdat ve İstanbul'dan Latinceye veya Fransızcaya çevirilen kitaplar ve buluşlar ilk bulan alimler göz ardı edilerek Avrupalı bilim adamları tarafından nasıl sahip çıkıldı?


http://vimeo.com/34158719


Dekart, Galile, Kopemik, Newton, Lavoisier, Kepler, Wright Kardeşler, Toriçelli, Kristof Kolomb, Vasco de Gama...

İçinizde bunları tanımayan var mı? İlkokuldan başlayarak tanımaya başladığımız bu yabancı bilim adamları tarih kitaplarına bakarsanız, birçok önemli buluşun "ilk" sahibi. Yüzyıllar önce Semerkant, Bağdat ve İstanbul'dan Latinceye veya Fransızcaya çevirilen bir çok kitaplar ilk bulan alimler göz ardı edilerek Avrupalı bilim adamları tarafından sahip çıkıldı. Günümüzde batılı bilim adamları bunları yer yer itiraf etmektedirler.